bilecikili.sitemynet.com
Anasayfam Boş Sayfa fotolar+nöbetci eczaneler İLÇELERİMİZ+ÖNEMLİ TELEFONLAR+ULAŞIM YOLLARI TELEFONLARI BİLECİK SPOR + ÜNİVERSİTELERİMİZ İletişim+hava durumu+ faideli likler

Anasayfam

baskan1.jpg

SELİM YAĞCI

BİLECİK BELEDİYE BAŞKANI

1966 yılında Bilecik ili Cumalı Köyü' nde doğdu.

1973 - 1984 yılları arasında İlk, Orta, Lise öğrenimini Bilecik, Bursa ve Çanakkale illerinde tamamladı.

1984 - 1988 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi' ni bitirdi.

1989 - 1992 yılları arasında Bilecik Adliyesi' nde stajer Hakim olarak görev yaptı.

1992 - 1995 yılları arasında Tunceli Sulh Hukuk ve Ağır Ceza Hakimliği ile Merkez İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı yaptı.

1995 - 1998 yılları arasında Sivas Kangal ilçesinde Asliye Hukuk Hakimliği ve İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı yaptı.

1998 - 2000 yılları arasında Trabzon Köprübaşı ilçesi Asliye Ceza ve Sulh HukukHakimliği ile İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı yaptı.

2000 - 2004 yılları arasında Sakarya İli Geyve İlçesi' nde Asliye Hukuk ve Kadastro Hakimi olarak görev yaptı.

2003 yılı Ağustos ayı başında I. Sınıf Hakim olan Selim Yağcı evli ve iki çocuk babasıdır.


festivaller_01.jpg

COĞRAFİ KONUM
Bilecik ili, Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda; Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerinde yer alır. İlin bilinen en eski isimleri arasında Agrilion ve Belekoma vardır. Bilecik, Osmanlı İmparatorluğu' nun doğduğu topraklardadır. Sakarya ırmağının etrafında kurulan ve göletleri ve derelerinin zenginliği ile tanınan yöre antik çağlardan günümüze tarihin izlerini taşır

Yüzölçümü: 4.307 km²

Nüfus: 175.526 (1990)

İl Trafik No: 11

.

İLÇELER:

Bilecik ilinin ilçeleri; Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt ve Yenipazar'dır.

Bozüyük: Bozüyük Frigler döneminde oluşmuş bir yerleşim merkezidir. 1908’den sonra Ertuğrul Livası’na bağlanarak Kaza merkezi yapılmıştır. Bozüyük Bilecik’in il olması ile birlikte 1924 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.

Gölpazarı : Bizanslılar döneminde Harmankaya Tekfurluğu’na bağlı olan Gölpazarı, Osman Gazi tarafından alınmıştır. Gölpazarı kuruluşundan itibaren sıra ile Resulşel, Dönen ve Akçaova (Akçaoba) adlarıyla anılmış, son olarak Gölpazarı adını almıştır.

İnhisar : İnhisar önceleri Söğüt’e bağlı bir bucak iken mütevazı nüfusuna rağmen coğrafi konumu dikkate alınarak 1991 yılında ilçe yapılmıştır.

Osmaneli : Osmaneli çok eski bir yerleşim yeridir; Trakyalılar, Romalılar ve Bizans'a ait kalıntılar bunu göstermektedir.

Pazaryeri :Pazaryeri'nde ilk yerleşim 1273 yılında olmuştur. Pazaryeri'nde hediyelik ve turistik toprak ev eşyası ve ağaç eşya yapımcılığı da sürdürülmektedir.

Söğüt : Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından bir kuşatma ve mücadele sonucunda 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır. Ertuğrul Gazi Türbesinin de içinde bulunduğu ilçe önemli bir turizm merkezidir.

Yenipazar : Eski adı Kırka olan Yenipazar, Cumhuriyetten önce Bolu’nun Göynük ilçesine bağlıydı. 1926’da bucak olarak Gölpazarı’na bağlanmış, 1988’de de ilçe olmuştur.

Festivaller

Söğüt’e gelen Kayıların, önderleri Ertuğrul Gazi’ye duydukları derin saygı ve sadakat duygularıyla, Ertuğrul Gazi’nin 1281 yılında vefatından bu yana yapılan "Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri" büyük bir kadirşinaslık örneği olarak asırlardır sürdürülür.

Her yıl daha büyük bir ilgi ile Eylül ayının ikinci haftası son üç gün (üçüncü gün-Pazar günü büyük tören) Söğüt’te yapılan törenlere başta Kayı Boyu’nun Karakeçili Aşireti mensupları olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce yörük, on binlerce insan katılır. İlin turizminde büyük önem taşıyan ve gelen konuklara Türk misafirperverliğinin en güzel örneklerinin sunulduğu bu görkemli kutlamalarda büyük coşku ve heyecan yaşanır.

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri’nin ilgi çeken özelliklerinden birisi de; Türk Büyükleri Platformu önündeki tören alanı çevresinde yörüklerin kurdukları ve içleri geleneksel Türk el dokuması halı ve kilimlerle döşenen kara çadırlar 'Oba'lardır. Yörüklerin asırlardır yaşattıkları geleneklerinin bir parçası olan bu kara çadırlar önünde yakılan ateşler üzerinde kurulan saçlarda yapılan gözlemelerle, yayık ayranlarının gelen misafirlere ikramları doyumsuz ve unutulmaz bir tat verir. Bunların yanında, törenlerin asırlardır vazgeçilmez bir özelliği olan pilav ikramı da büyük rağbet görür.

Ayrıca, Osmanlı Devletinin manevi lideri olarak sayılan Edebalı için düzenlenen "Bilecik’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu Ahilik ve Şeyh Edebalı Kültür Sanat Festivali" 5-6-7 Eylül tarihlerinde Bilecik’te yapılır.

Yine Marmara Bölgesinin en fazla nar üretimi yapılan Bilecik İlimizin İnhisar İlçesinde ekim ayı ortalarında "Nar Festivali" düzenlenir.



İlimizdeki Festivaller Ve Kutlama Tarihleri

Mahalli Kutlama Adı : Söğüt İlçesi Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Söğüt
Kutlama Tarihi : Eyl. Ayn. Cuma Günü Başlar
Süre : 3 Gün

Mahalli Kutlama Adı : Abdullah Mihal Gazi Anma Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Harmanköy / İnhisar
Kutlama Tarihi : Eylül Ayı İlk Pazar
Süre : 1 Gün

Mahalli Kutlama Adı : Nar ve İncir Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Tarpak Beldesi / İnhisar
Başladığı İlk Tarih : 1992
Kutlama Tarihi : 27 - 29 Ekim
Süre : 3 Gün

Mahalli Kutlama Adı : Kültür ve Sanayi Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Bozüyük
Başladığı İlk Tarih : 1997
Kutlama Tarihi : 4 Eylül
Süre : 1 Gün

Mahalli Kutlama Adı : Bilecik'in Düşman İşgalinden Kurtuluşu Ahilik ve Şeyh Edebalı Kültür Sanat Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Bilecik
Başladığı İlk Tarih : 1969
Kutlama Tarihi : 6-8 Eylül
Süre : 3 Gün

Mahalli Kutlama Adı : Nar Festivali
Kutlamanın Yapıldığı Yer : İnhisar
Kutlama Tarihi : 29 Ekim

ba_kan.jpg

Başkanın Mesajı

BİLECİK' TE YEREL KALKINMA ATAĞINI BAŞLATIYORUZ

Sevgili Hemşerilerim ;

Belediye olarak Bilecik’te yerel kalkınma atağını başlatıyoruz.Kenti kent yapanın insan olduğu bilinciyle, insana götüreceğimiz hizmetlerde, vatandaşın memnuniyetini göz önüne alıp, kıt kaynakları iyi bir biçimde kullanarak, verimliliği en üst düzeye çıkartan bir belediye olma anlayışını felsefemiz edinerek, Bilecik’i kalkındırma ve geliştirme çalışmalarımıza başladık.

En önemli hedeflerimizden biri ilimizin sanayileşmesine katkıda bulunabilmektir. Bu hedefimizi gerçekleştirmek için; sanayi bölgelerinin belediyemize düşen alt yapı hizmetlerini imkanlarımız çerçevesinde en iyi şekilde karşılayabilmek ve sanayicilerimizi destekleyici ticari faaliyetleri ilimizde teşvik edici organizasyonlar gerçekleştirip, uygulamak suretiyle izleyeceğimiz yolu çizmiş bulunuyoruz. Sanayinin bir parçası olan insan gücünün yaşadığı çevreyi modern, temiz ve her ihtiyaca cevap verir bir sosyal çevre haline dönüştürmek için çaba sarf ediyoruz.

Eğitime önem veriyoruz. İlimizde bulunan bir fakülte ve bir yüksekokuldan oluşan yüksek öğrenim kurumlarını geliştirip genişleterek bir üniversite haline getirmek için uğraş veriyoruz. Geleceğimiz açısından çok değerli olan gençlerimiz için yaptığımız bu çalışmaların yanında, gençlerimizin kültür-sanat-spor alanlarında ve diğer alanlarda eğitimlerini ve gelişmelerini olumlu yönde etkileyecek her türlü aktiviteleri düzenliyor ve destekliyoruz.

Diğer bir hedefimiz; Osmanlı Devleti’nin kurulduğu, Ata kucağı, Şeyh Edebalı diyarında, tarihimize beşiklik eden bu önemli topraklar üzerinde bulunan tarihi bölgemizi Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmayı amaçlıyoruz.Altını çizerek tekrar ifade ediyorum ki, tarihimize şahitlik eden bu önemli toprakları Türkiye ‘ye ve dünyaya tanıtacak bir tarihi turizm organizasyonu gerçekleştirmeyi hedefliyor ve bu konuda çalışıyoruz. Amacımız tarih ve kültür turizmini Bilecik’in kalkınmasındaki sacayaklarından birisi haline getirmek. Bu doğrultuda ilk adımı atarak II. Abdulhamit Han tarafından 1905 yılında yaptırılan Bilecik İdadisini Belediye Hizmet Binasına dönüştürerek atmış bulunuyoruz.

Tarihte dünyanın en büyük misyonunu üstlenmiş ilimiz, bu günde yeni bir misyon yüklenerek yeni hedeflere koşmalıdır. Bu hedeflerimiz 100 bin nüfusa ulaşmış bir Bilecik, şehircilik alanında modern bir çehreye kavuşmuş bir kent ve Marmara Bölgesinin sanayi ve tarım merkezi olmuş, insanlarının sağlıklı ve mutlu yaşadığı bir il ortaya çıkarmaktır. Biz kendimize bu hedefi koyduk. Amacımız, tüm hemşerilerimizin Bilecik ortak paydası etrafında toplanarak bu hedefe doğru yürümesidir. Biz 6 ay önce aldığımız hizmet yarışı bayrağını bu hedefe ulaşmak için var gücümüzle koşuyoruz. Yanımıza azık olarak, insan sevgisi, hizmet aşkı, samimiyet, dürüstlük, evlatlarımıza gönül rahatlığıyla bırakacağımız bir Bilecik’in hayalini aldık. Biz her anlamda ideal bir Bilecik için koşarken tüm Bilecikli hemşerilerimizi yanımıza alcağız, onlarla koşacak, onlarla yorulacak, onlarla başaracak, ve onları Türkiye’nin parlayan yıldızı haline getireceğiz.

BİLECİK'İN TARİHİ

Bilecik'in belgelere göre bilinen tarihi milattan önce 1950'li yıllarda yaşamış olan Trakya kavimlerinden "Thynler"le başlar. Tarihte pek çok uygarlıklara sahne olan yöre, daha sonra Mısırlılar, Hititliler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bitinya Krallığı ve Roma imparatorluğu'nun geçiş dönemini yaşamıştır.

Doğu Roma Dönemi’ nde BELEKOMA adıyla bilinen şehir bir Tekfurluk idi. Tekfur denilen beyler yönetiminde kentin çevresi kaleyle korunurdu. Eski Bilecik Vadisinde bulunan ünlü Belekoma Kalesinin bugün ancak temelleri ayakta kalabilmiştir.

Bilecik, Kayı Boyu'nun Orta Asya'dan 400 çadırla gelip kök saldığı, yurt edinip yerleştiği ve Söğüt'te Osmanlı Devleti'ni kurdukları yerdir. Yine büyük önder Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda "Siz orada yalnız düşmanı değil, Türk milletinin makus talihini de yendiniz" dediği yerdir Bilecik. Bu özellikleri ile de kuruluş ve kurtuluş anılarını ve izlerini taşır.

Ulu çınar ağaçlarının serin gölgesinde buz gibi yayık ayranını yudumlamak, bozulmamış, kirlenmemiş göletleriyle çamların kucaklaştığı huzuru hissetmek; üzerinde rengarenk çiçekleri, yüzlerce bitki türleri, berrak suları ve tertemiz havasıyla yaylaların kekik kokusunu teneffüs etmek, cıvıl cıvıl kuş seslerinin yankılandığı dağlarda dolaşmak ister misiniz?.

Mermeri, fayansı, ayvası, narı, kirazı, üzümü ve hünerli ellerin işlediği turistik el sanatı ürünleri ile de ünlü ilimizin konukseverliği sizleri bekliyor.

İşte BiLECiK !!!

Yerel Mimari

Bilecik’te yapılmış eski evler birbirinin güneşini, havasını ve görünüşünü kesmeyecek biçimde yapılmış; kırmızı kiremitli, ahşap tavanlı, genellikle beyaz badanalı ve çatıları birbirine değen evlerden oluşurdu.

Özellikleri itibariyle iki, üç katlı yapılmış olan bu evlerde yakın bir tarihe kadar inşaat malzemesi olarak kerpiç ve ağaç kullanılmaktaydı. Evlerin alt katları hizmet bölümleri, ara katlar asıl yaşama odaları veya ipek böcekçiliği için ayrılmıştır. Cumbalı yapılar da ahşap ve taş uyumlu olarak kullanılıyordu.

İlimizde özellikle Osmaneli İlçe merkezinde Osmanlı dönemine ait sivil mimarlık örnekleri halen mevcuttur.

Daha sonra yapılmış yapıların ise yapı tekniği tamamen ahşap özellik göstermektedir. Her biri zarif görünüşlü motifli süslemelerle bezenmiştir.

İlin sahip olduğu tarihi-kültürel değerlerin birçoğu Türk Sanat tarihinin ilk dönem Osmanlı mimarlık eserlerinin bulunduğu çağa aittir. Camiler genellikle taş temelden, kare plan üzerine kubbeli, bir kısmı tamamen taştan sade özellikte yapılmıştır. yine kubbeli özellikte yapılmış hamamlar ise soğuktan sıcağa doğru ilerleyen bölümler halindedir.

Türbelerin inşasında kesme taşlar kullanıldığı gibi tuğla da kullanılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kesme taş ve tuğlanın da kullanılarak yapıldığı kervansaraylar ise dikdörtgen plana sahip ve kapı üzerleri kemerlidir.

Ayrıca; köprüler taştan yapılmış, çeşmeler neo-klasik yapıda , surlar Roma ve Bizans dönemine ait özellikte, kilise antik ve Bizans sanatları karışımı üslupta yapılmıştır.

Söğüt Ertuğrulgazi Müzesi

Söğüt İlçe Merkezinde Eski Türk evi mimarisiyle restore edilerek 2001 yılında hizmete açılan Müze’de Söğüt ve civarı ile yakın çevrede yaşayan yörüklere ait etnografik eserler ve eşyalar sergilenmektedir.

Müze’de sancak, eski giyim ve kuşamlar, el dokuması kilim ve halılar, silahlar, ölçü ve tartı aletleri, peşkir ve para keseleri; Arkeolojik eserler (Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait sikkeler, Roma dönemine ait toprak kaplar) mevcuttur.

Şeyh Edebalı Türbesi

Edebalı, 1208 yılında Horasan’ın Merv şehrinde doğmuştur. Osman Gazi’nin kayınpederi ve Anadolu’nun ilk Ahi Şeyhlerindendir. çocukluğunu Horasan’da geçiren Edebalı, tahsilini Şam’da tamamlayarak devrin büyük bilginlerinden ders almış ve Eskişehir’in İtburnu Köyüne yerleşmiştir.
Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi, kuruluş döneminde ahilerden ve özellikle Ahi Şeyhi olan Edebalı’dan büyük yardım görmüşlerdi.

Osman Bey, Söğüt’teki tanışmasından sonra (1281) sık sık Şeyh Edebalı’nın Eskişehir’deki dergahını ziyaret ederek onun görüşlerinden faydalanmıştır. Edebalı Bilecik’in fethinden sonra da Bilecik Kadılığına tayin edilmiştir.

Şeyh Edebalı at sırtında gezen, yayla ve otlaklarda dolaşan Kayı Aşiretini bir hamur gibi yoğurmuş, onların yerleşik hayata geçmelerinde önemli rolü olmuştur. Devlet yapısının kurulmasında büyük hizmetler veren ve yardım eden, bu bakımdan Osmanlı Devleti’nin “Manevi Lideri” olarak bilinen Edebalı, 1328 yılında 120 yaşında vefat etmiştir. Edebalı’nın bazı uyarı ve sözleri şunlardır:

“Toprağa bağlanınız. Suyu israf etmeyiniz. Veriniz; elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz.....”

Türbe, Orhan Gazi tarafından, Eski Bilecik şehrinin kurulduğu vadinin sırtında küçük bir tepe üstüne yaptırılmıştır. Eskiden kubbeli olan fakat Yunanlıların yaptıkları saldırılarla tahrip edilen türbenin üzerine kiremit çatı örtülmüştür. Bir salon ve iki ayrı odadan ibaret olan türbede, büyük oda mihraplı bir mescit, diğer yandaki oda ise sohbethane ve misafirhane olarak kullanılmaktaydı.

Şeyh Edebalı ve yakınlarının bulunduğu kısımda, tavanı kubbeli bölüm dikdörtgen biçiminde olup burada yedi büyük, dört küçük sanduka bulunmaktadır.

Ertuğrulgazi Türbesi

Ertuğrul Bey, Kayı Boyu Türklerinin değerli önderi; Kayı boyu ise Osmanlı Devleti’nin nüvesi, çekirdeği olmuştur. Onun önderliğinde Söğüt ve dolaylarında kök salan cesur ve mert savaşçıların oluşturduğu 400 çadırlık uç beyliğinden bir devlet doğmuştur.

Bizans akınları karşısında Selçuklu Ordusu yanında yer alan ve başarılar kazanan Kayı Boyu Aşireti Reisi Ertuğrul Gazi’ye, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad Bizanslılara karşı kazandığı zaferlerden dolayı, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak vererek; Kayıların Söğüt Kasabası civarına gelerek yerleşmelerini sağlamış, kendisini de Sancak Beyi tayin etmiştir.

Anadolu’yu Türklerden temizlemek isteyen Bizans Hükümdarlarına karşı genç ve dinç bir kuvvet olarak yarım asır karşı koymak suretiyle Türklerin Anadolu’da yerleşmesini ve kalıcılığını sağlamış ve savaş alanlarında gösterdiği cesaret ve kahramanlıklarla “Gazi” unvanını almıştır. 1281 yılında 93 yaşında vefat etmiştir.

Türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilk olarak Osman Gazi tarafın-dan açık mezar olarak yapılmış, daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiştir. çevresi geniş duvarlarla çevrili, ağaçlandırılmış bir bahçe içerisinde yer alan türbe en son 1886-1887 tarihlerinde II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

Türbenin bahçesinde; Ertuğrulgazi’nin karısı Halime Hatun, Osmanbey’in geçici kabri, Ertuğrulgazi’nin kardeşi Dündar Bey, oğlu Savcı, Osman ve Orhan Beyler’in silah ve sır arkadaşları olan Akçakoca, Konur Alp, Aykut Alp, Turgut Alp, Samsa Çavuş, Karamürsel, Abdurrahman Gazi ve Emin Ali’nin kabirleri bulunmaktadır.

Dursun Fakıh Türbesi

Dursun Fakıh Şeyh Edebalı’nın damadı, Osman Gazinin bacanağı olup, ilk hutbeyi okumuştur. Tefsir, hadis ve fıkıh bilimlerinde eğitim almış o dönemin bir ilim adamı, hukukçu olarak Osmanlı Devletinin kurulmasında hizmet etmiştir. Türbe Söğüt İlçesi Küre Beldesinde bir tepe üzerindedir.

Kumral Abdal Türbesi

Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde önemli bir yere sahip dervişlerden biri olan Kumral Abdal, Ertuğrul Gazi’nin sancaktarı, Edebalı’nın mürididir. Osman Gazi’nin rüyasında göğsünden çıkan ulu çınar ağacının Şeyh Edebalı tarafından “Kurulacak büyük bir devletin” müjdesi olarak yorumlanmasının ilk tanığıdır. Türbesi Bozüyük’te 2 km. uzaklıkta, Kovalıca yolu üzerindedir.

Mihal Gazi Türbesi

Bizansın Harmankaya Tekfurudur. Osman Bey’e yönelik bir suikasti haber verdiği için tarihimizde özel bir yeri vardır. Gördüğü rüya üzerine Müslüman olmuş ve aldığı Abdullah adıyla Osmanlı Ordularında akıncılık yapmıştır. Türbesi İnhisar İlçesi Harmanköy’dedir.

Malhatun Türbesi

Şeyh Edebalı Türbesinin bitişiğinde, külliyenin en doğrusunda, yine bir kaya üzerinde yer almaktadır. Şeyh Edebalı’nın kızı Osman Gazinin eşidir. Dört köşeli, kubbeli küçük bir yapıdır. Kubbe eteğinde iki pencere vardır. Osmanlı türbe mimarisi özelliklerini gösteren yapının öbür türbeyle yüksekliği birkaç basamakla giderilmiştir.

Orhangazi Camii

Orhan Gazi tarafından yaptırılan cami, Edebalı Türbesine 50 m. Uzaklıktadır. En ilginç yanı, minareler camiye bitişik olurken, burada ise asıl minaresi ana binadan 30 m. Uzakta bir kayanın üzerine inşa edilmiştir.

II. Abdülhamid zamanında önemli bir onarım görmüştür. Orhan Gazi Camii Osmanlı Devri Türk mimari sanatının Dini mimari alanında ilk kubbeli yapı denemesinin örneğidir. Kubbe üzeri restorasyon sırasında kurşunla kaplandığı için Kurşunlu Camii adıyla bilinir.

Osmangazi Camii

Eski Bilecik’in kuzeybatısında küçük bir vadinin ortasında, yapay bir platform üzerindedir. Vakfiyesinden anlaşıldığına göre, Orhan Gazi, Camiyi babası Osman Gazi için yaptırmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlıların yıkımına uğramış, günümüzde kuzey duvarları ve minaresiyle ayakta kalmıştır. Duvarlar moloz taştandır. Minarenin kare tabanı kesme taştan silindirik gövdesi tuğladan, tarihi değeri büyük bir yapıdır.

Ertuğrulgazi Mescidi

Söğüt İlçesinin güney batısında Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi’nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve “Kuyulu Mescit” olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yapılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.

Köprülü Mehmet Paşa Camii

1665 yılında Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan cami, Bilecik-Sakarya Karayolu üzerinde Vezirhan beldesinde, Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı yakınındadır. Dikdörtgen planlı, duvarları kesme taştandır.


Hamidiye Camii

Söğüt İlçesinde son Osmanlı döneminin neo-klasik mimarı tarzdaki yapılardan güzel bir örnektir. 1903-1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı olup, duvarları kırmızı kesme taştandır. Yapının üstü kurşun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür.

İki minareli olduğu için halk arasında “Çifte Minareli Camii” olarak da tanınır.

Rüstem Paşa Camii

Osmaneli İlçe merkezinde klasik üsluptaki yapı, Ulu Cami adıyla da tanınır. Cami Kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kesme taştan yapılmıştır.

Kasım Paşa Camii ve Külliyesi

Bozüyük İlçe merkezindeki cami, klasik Osmanlı Camilerinin tipik örneklerindendir. 1525-1528 tarihlerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanlarından Kasım Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Duvarları kesme taştandır. Tek kasnaklara oturan üç kubbeli son cemaat yeri bulunmaktadır. Giriş kapısı ve mihrabın yanındaki pencerelerin ahşap kanatları ağaç işçiliği ve fildişi kakmaları ile ilgi çekicidir. Minberi ak mermerden çeşitli renkte çinilerle kaplıdır.

Hama’dan gelmiş, 1,75 m. yüksekliğinde dört sütunun üstüne kare bir mermer levha konarak kürsü durumuna getirilmiştir.

Çelebi Mehmet Camii

Söğüt İlçe Merkezinde 1414-1420 yılları arasında Sultan I.Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış olup, Osmanlı Mimarlık Sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan ve 12 kubbesi bulunan Cami, II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

Karamustafa Paşa Camii

Pazaryeri İlçemizde, Osmanlı Sadrazamlarından Merzifonlu Mustafa Paşa’nın İran Seferine gidişi sırasında geçerken yaptırdığı camidir. Yanında bir de medresesi bulunan ancak, Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan işgali sırasında tahrip edilen caminin minaresi günümüze kadar gelmiş, caminin yerine yenisi yaptırılmıştır.

Metristepe Zafer Anıtı

Yakın tarihimizde çok önemli yeri olan ve Türk Kurtuluş Savaşımızın en çetin mücadelelerinin yapıldığı ve önemli dönüm noktalarından olan İnönü Savaşlarının kazanıldığı ve büyük önder Atatürk’ün ifadesiyle “Milletin makus talihinin yenildiği yer” olan Bozüyük Metristepe’de şehitlerimizin yüce anılarını yaşatmak amacıyla yapılan Metristepe Anıtı o muhteşem görünüşüyle Türk’ün yenilmezliğini simgelemektedir.

Bu muhteşem anıtın bulunduğu Metristepe’de, her yıl 1 Nisan’da anma törenleri düzenlenir.

Betonarme olarak 24 metre yüksekliğinde yapılan anıt üzerinde rölyefler, savaşa katılan birlikler ve komutanlarıyla ilgili bilgiler bulunur. Metristepe’nin tarihsel önemi dikkate alınarak Valilikçe 2001 yılında anıt ve çevresinde yeniden restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Anıtın yan tarafında, savaşlarda görev alan üst düzey komutanların fotoğraflarının yer aldığı 2 adet dikdörtgen anıt ile dört bir tarafına ve anıttan ayrı İnönü Savaşları ve tarihi telgrafları içeren dört adet rölyef, anıtın ön tarafına da iki ayrı kaide üzerinde heykeller yapılmış, çevresinde siperler kazılmıştır.

Kazanılan zaferlerle Türkiye Cumhuriyetinin kurulması yolundaki tüm engellerin yıkılmış ve büyük önder Atatürk’ün Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet İnönü’ye gönderdiği kutlama telgrafında yer alan “... Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz...” sözleriyle tescil edilmiştir.

Türk Büyükleri Platformu

Tarihte devlet kuran Metehan’dan Atatürk’e kadar Türk Büyüklerinin büstlerinin ve bayraklarının yer aldığı platform Söğüt İlçesindedir.

Mihalbey Hanı ( Taşhan )

Gölpazarı İlçe merkezindeki han ilk dönem Osmanlı Mimarisinin yapısal örneklerini taşır.

Kemerli giriş kapısının üzerindeki kitabeden, han’ın 1318 yılında Mihalbey tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı iri taşlarla yapılmış han’ın duvarları ve üzeri tuğla malzemeyle tonoz örtülüdür.







Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı

Bilecik-Adapazarı karayolu üzerinde Vezirhan Beldesindedir.. 17.yüzyıl başlarında sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. 1665 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Tipik bir han olmakla beraber, bir kervansaray örneğidir.

Uzunca dikdörtgen planında olan kervansaray üç bölümden oluşmaktadır. Arabaların çekildiği orta bölüm, kervansarayın ana yapısı olan yan bölümlerden daha küçüktür. Kervansarayda konaklayanların oturmaları için yapılmış olanlardan bugün hiçbir iz kalmamıştır. 1915’te sağlam olduğu bilinen çatı bu tarihte çökmüş, günümüzde yıkıntı dört duvar durumundadır.



Kilise Kalıntısı

Osmaneli İlçe merkezinde, üç nofli, haç planlı kubbeli bazilika tarzında bir yapıdır. Yalnız iç nartaksi vardır. Ortadaki küçük kubbesi ve çatı örtüsü yıkılmıştır. Kubbe dışında kalan çatı örtüsünün dahilde tonozla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Ön cephenin iki köşesinde birer çan kulesi yükselmektedir. Bina günal üslubu itibariyle ortaçağ roman kiliselerinin XIX. yy. sonlarına doğru yapılmış bir taklididir.

Kaymakam Çeşmesi

Söğüt İlçesinde, 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılmış Neo-Klasik us-luptaki çeşme, Osmanlı Mimarlık Sanatının son örneklerindendir. Çeşmenin üç kenarının ortalarında dilimli vazo biçiminde yalakları, iki yanında kabartma yaldız, motifleri bulunmaktadır. Yüzeyler sivri kemerler niş durumunda olup, nişin içi ve üstü renkli çinilerle kaplıdır. Çeşme dört cepheli olup, Kütahya çinileri ve mermerden yapılmıştır.

İnönü Şehitliği

Bozüyük’e 6 km uzaklıktaki etrafı çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili şehitliğin içinde çok sayıda şehit mezarı ve ayrıca mermerden yapılmış şehitlik nişan taşı bulunmaktadır. Her yıl 1 Nisan’da “İnönü Şehitlerini Anma Günü” burada yapılır.

İntikamtepe Şehitliği

Kurtuluş Savaşında şehit düşen çok sayıdaki insanımızın kabirlerinin bulunduğu şehitlik, Bozüyük Dodurga yolu üzerinde bulunmaktadır.

Mezarlardan birinin üzerindeki yazıda; “126. Alay, 3. Tabur, 9. Birlik kahramanları buruda şehit düştüler. 30-31 Mart 1921 Mezarları Zaferlerin Beşiği Oldu.” İbaresi yer almaktadır.

Belekoma Kalesi

Şu anda tahrip edilmiş temellerine rastlanan ve Eski Bilecik şehrinin etrafında kurulup geliştiği kale, Karasu Havzasının Hamsu Vadisinin en dik ve sarp kayasının üzerine kurulmuştu. Bugün bedenlerinden eser kalmayan kalenin, kayaların boş yerlerini dolduran temel parçaları doğu yüzünde görülmektedir. İki kısım olduğu ileri sürülen kalenin şato biçimindeki kısmında Tekfur, halk arasında kral kızının mezarı olarak adlandırılan ikinci kısmında ise Tekfur ailesi ve diğer kadınlar bulunurdu.

Saat Kulesi

Bilecik Merkezinde İpekyolu üzerinde seyahat edenlere zamanı bildirmek amacıyla dört cepheli, saat göstergeli olarak, 1907 yılında II. Abdülhamit zamanında yapılan saat kulesi, ana bölüm olarak taş ve ağaç gövdeyle, külah kısmından ibarettir.

Hamidiye İdadisi

1903 yılında II. Abdülhamit tarafından yaptırılan ve üzerinde Sultan Abdülhamit’in tuğrası bulunan idadi, kırmızı kesme taştan yapılan pencere ve kapı sütunları , zarif görünüşü ve mimarisiyle son derece görkemli ve ilgi çekicidir.

Ayrıca, Dar-ül itan 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından Hamidiye İdadisine ek olarak Sultan Reşat zamanında imece olarak yaptırılmıştır. Şehit çocuklarının yararlandığı bu binaya halk arasında “Şüheda Mektebi” veya “Şehitler Mektebi” denmektedir.

Orhangazi İmareti

İpekyolunun Bilecik’ten geçen bölümü üzerinde yapılmış olan imaretin (Aşevi) duvarları; taş sıralar arasına tuğla konularak örülmüş, yığma duvar özelliğinde; yüksek, iki kubbeli bölüm-den oluşmuştur.

Kasımpaşa İmareti

Kasımpaşa Camiinin batı yönünde bulunan imaret, cami ile birlikte inşa edilmiş olup; halen aşevi olarak kullanılmaktadır. Kesme taştan yapılmış ve üzeri kiremit çatı ile kaplı dikdörtgen biçimindeki yapı , bugün hala sağlam görünümüyle ilgi çekmektedir

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın